Mutlu Bir Evlilik ve Mükemmel İlişkinin 20 Bilimsel Sırrı

Mutlu Bir ve Mükemmel İlişkinin 20 Bilimsel Sırrı: Bir ilişkinin mükemmel olması aslında hem kadına hem de erkeğe bağlıdır. Tek tarafın çabasıyla bir ilişkinin mükemmel olması söz konusu dahi değildir. Eğer ki ilişkinizi mükemmel kılmak istiyorsanız bir ilişkide yapılması gerekenleri ve yapılmaması gerekenleri iyi şekildi bilmeli özellikle de bilimsel araştırmalara kulak vermelisiniz.

İşte, mükemmel ilişkinin 20 bilimsel sırrı;

Kıyaslama Yapmamalısınız

Niven’in çalışmalarına göre devamlı kıyaslama yapmak yalnızca sizi mutsuz ediyor. Mutluluğa ulaşmanın en önemli sırrı mutsuz olmamaktır. Kendinizi mutsuz edecek tüm etmenlerden kaçındığınızda mutluluğunuz için de bir engel bırakmamış olacaksınız. Araştırmalar gösteriyor ki başkalarıyla kıyaslama, başkalarının ilişkileriyle kendi ilişkinizi kıyaslamak ve başkalarının partnerleriyle kendi partnerinizi kıyaslamak sizi yalnızca mutsuzluğa sürükleyecektir. Unutmayın ki davulun sesi uzaktan hoş gelir. Başkalarının ilişkisi yalnızca işin görünen tarafıdır. Anlatıldığı kadar bilirsiniz. Bunun için de olumsuzluklarını tam olarak göremezsiniz. Yalnızca o ilişkinin güzel taraflarını ele alıp kendinizi ve eşinizi mutsuz etmek dışında bir şey yapmamış olursunuz.

Peri Masallarına Aldanmamalısınız

Peri masallarını küçükken her birimiz okumuşuzdur. Muhteşem aşkları, sonsuz sevgilerin her ne kadar kurgu olduğunu masal olduğunu bilsek de peri masalları gibi bir aşkı hepimiz hayal ederiz. Çok sevilmek isteriz. Prensesler gibi hissettirilmek, bilinç altımızda yatan en başlı hayallerdendir. Belki dışa vurmayız. Ancak devamlı içimizde vardır. Asla yapmamanız gereken ise partnerinizden peri masallarındaki gibi bir aşk beklememektir. Bu yalnızca sizi mutsuz edecektir. Ancak siz peri masallarındaki gibi severseniz, partnerinizi bir masaldaymış gibi hissettirirseniz emin olun ki sizde maksimum düzeyde mutlu olursunuz.

Ortak İlgi Alanı Oluşturun

Evliliklerin kısa sürmesinin ya da aldatmaların çok fazla yaşanmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi de eşler arasında orta ilgi alanının bulunmamasıdır. Şöyle ki günümüz dünyasında kadınlar da çalışma hayatının içindedir ve hem kadın hem erkek günün yorgunluğunu üzerinde taşıyarak akşam eve gelmektedir. Bunun üzerine dinlenmeye çekilen adam ve yemek hazırlayan bir kadın vardır. Yemek yenir, sofra toplanır, bulaşık derken kadın bir tarafa çekilir, erkek bir tarafa çekilir. Bu durum ciddi manada evliliklerde deprem etkisi yaratmaktadır. Birlikte geçirilen zaman çok büyük önem taşırken bu durumda eşler birbirine “günün nasıl geçti” sözünden başka neredeyse zaman ayırmamaktadır. Ancak ortak ilgi alanlarınız olursa birlikte vakit geçirme ihtimaliniz de daha çok artacaktır. Erkek arkadaşlarıyla yaptığı siyaset muhabbetlerini sizle yapabilecektir. Yahut erkek arkadaşlarıyla tavla oynamak yerine sizle oynayacaktır. Bu sayede hem ilişkinizi pekiştirecek hem de birlikte vakit geçirmiş olacaksınız.

Zihninizi Okumasını Beklememelisiniz

Özellikle kadınlar eşlerinin zihnini okumasını bekler. “Ben günlerdir mutsuzum, sen bir kere ne oldu demiyorsun” gibi sözler kadınların fazlasıyla kullandığı sözlerdir. Ancak unuttukları bir şey vardır. Erkekler kadınlar kadar dikkatli ve detaycı değildirler. İma yapmaktan, mutsuzluğunuzdan anlamayabilirler. Var olan sorununuzu direk söylemek, onun zihninizi okumasını beklememek mutsuz olmamanızı sağlayacaktır. Bunun için ilişkinizde var olan sıkıntılarınızı anında söylemelisiniz.

Acele Etmeyin

Araştırmalara göre kişilerin evlenme ve çocuk sahibi olma yaşı her on yılda bir, bir yaş artıyor. Evlenmek için, çocuk sahibi olmak için acele etmemelisiniz. Acele evlenmek yalnızca evleneceğiniz kişiyi iyi tanıyamamaya, evleneceğiniz doğru insanı bulamamaya sebep olacaktır. Evlilik kararı vermeden önce mutlaka bir tanıma süreci geçirmeli ve bu tanıma sürecinde evleneceğiniz kişiyi iyi bir şekilde tanıdığınıza emin olmalısınız.

Evlendikten sonra ise çocuk yapmak için kesinlikle acele edilmemelidir. Evliliğinin ilk yılında boşanan ve çocuğu olan kişilere fazlasıyla şahit olmaktayız. Evlilik hem kadını hem erkeği değiştirmektedir. Değiştirmekten de ziyade kimse 24 saat boyunca her gün rol yapamaz. Sevgililik aşamasında görüşülen 3 – 4 saatlerde tanıdığınız sandığınız kişi size kendini farklı göstermiş olabilir. Ancak aynı eve girdiğinizde bütün iç yüzünü görürsünüz. Bu da sizin boşanmanıza sebep olabilir. Böyle bir durumda ortada çocuk bırakmak en kötü olanıdır.

Evlendikten sonra çocuk için acele edilmemesinin bir diğer sebebi ise evlendikten hemen sonra çocuğu olan çiftlerin birbirini yaşayamama gibi bir sorunu oluşuyor. Hamilelikle birlikte kilo almaya başlayan kadın ve hamilelikten sonra kalan kilolar erkeğin ilgisini kadından çekmesine sebep olabiliyor. Diyelim ki bu bir etken olmadı. Ancak çocuk ilgi istemektedir. Özellikle bebekler yeni doğduğunda ailelerin dediğine göre ilk 2 yılı hatırlamıyorlar. Çünkü bu ilk iki yıl çok yoğun geçmekte ve bu yoğunluktan ne eşler birbirine zaman ayırabilmekte, ne de kendilerine zaman ayırabilmekte. Bu durum ise evliliğin doğrudan rutine bağlamasına sebep olmaktadır. Çocuk için en doğru zaman evlilik yaşına bağlıdır. Çünkü 35 yaş üstü gebeliklerde risk söz konusu olmaktadır. Yaşınızı da göz önünde bulundurarak ortalama 5 yıl evlendikten sonra çocuk için beklemenizde fayda vardır.

Mizah Duygunuzu Geliştirmelisiniz

Mizah duygunuzun olması genel hayatınızı daha eğlenceli kılacaktır. Bunun yanı sıra gülmek insanların en sevdiği eylemlerden bir tanesidir. Eğer ki siz partnerinizi güldürmeyi başarıyorsanız sizin yanınızda vakit geçirmekten de keyif alacaktır. Bunun için mizah yapmamaktan çekinmemeli ve kendini mizahi olarak geliştirmelisiniz. Kim kendini güldürenin yanında olmak istemez ki?

Kaliteli Zaman Geçirin

Birlikte geçirilen boş 10 saat yerine, birlikte kaliteli 1 saat geçirmek her zaman için daha makbuldür. Çünkü insanlar mutlu olmayı sever ve mutluluklarını unutmazlar. Nasıl geçtiğini bilmediğiniz 1 saat sizi çok mutlu ederken, ne yapacağınızı bilmediğiniz, sıkıntıdan patladığınız 10 saat hem sizi mutsuz edecek hem de partnerinizden uzaklaşmanıza sebep olacaktır. Kaliteli zaman geçirmek için erkekler çok fazla çaba sarf etmez. Çünkü erkekler kendi dünyalarında mutludurlar. Ancak kadınlar kaliteli ve güzel zaman geçirttiğinde, erkekler o kadından asla vazgeçmezler. Kadınlar bu anlamda görev size düşüyor. Kaliteli zaman geçirmek için eşinizin hobilerine ortak olmaya çalışabilirsiniz.

Belki futboldan anlamıyorsunuzdur. Ancak o maç izlerken ona mısır patlatmak, kuruyemiş getirmek, çay servisi yapmak onu memnun edecektir. Bunun yanı sıra erkekler şans oyunlarını da severler. Arkadaşlarıyla buluşup tavla oynamak yerine, sizle tavla oynamayı tercih etmeli. Ya da birlikte puzzle yaparak güzel vakit geçirebilir, birlikte şarkı söyleyebilirsiniz. Bütün bunlar kaliteli ve eğlenceli vakit geçirmenizi sağlayacaktır

Geleceğe Odaklanmalısınız

Geçmişe odaklanmanız ve geçmişteki sorunları kurcalamanız sizi yalnızca mutsuz edecektir. Ya da geçmişteki mutlulukları düşünüp, “ sen eskiden böyleydin, şimdi böylesin” gibi sözler kullanmanız, eskiyle kendi ilişkinizi kıyaslamanız dahi sizi devamlı geriye götürecektir. Geçmişi düşünmemeli, ilişkinizi gelecek odaklı kurmalısınız. Bu sayede geleceğinize çok daha fazla odaklanmış olacak ve mutlu yaşamaya başlayacaksınız.

Açık Olmalısınız

Bir ilişkide mutluluğu yakalamak için açık ve net olmanız şarttır. Sorunları gizlemeniz, sorunların üstünü örtmeniz, tabiri caizse sorunları konuşup çözmek yerine halının altına süpürmeniz sizin gelecekte ciddi problemler karşılaşmanıza sebep olacaktır. Bunun yerine bir sıkıntınız, probleminiz olduğunda bunu açıkça konuşmalı ve sorunlarınızı konuşmalısınız. Bu sayede sorunlarınızı biriktirmemiş olacak ve anında çözüme kavuşturmuş olacaksınız.

Eşinizle Önce Arkadaş Olun

Uzun vadeli ilişkiler genelde önemli olan aşktan ve tutkudan ziyade arkadaş olmaktır. Arkadaş olmanız birlikte keyifli vakit geçirmenizi sağlayacaktır. Oysa arkadaş olamadığınız durumlarda birlikte geçirdiğiniz vaktin kalitesi düşecek ve birlikte zaman geçirmekten keyif alamayacaksınız.

Mutluluğu Önce Kendinizde Aramalısınız

Mutluluğun tek formülü ilişki gibi davranmak, mutluluğu yalnızca ilişkide aramak çok yanlıştır. Mutlu olmanız için illa ki mutlu bir ilişkiye sahip olmanıza gerek yoktur. Mutluluğu önce kendinizde aramalı ve önce kendinizi mutlu etmelisiniz. Kendinizi mutlu etmeniz hem sizi başkasının da mutlu etmesini kolaylaştıracaktır. Hem de eşinizi daha kolay mutlu etmiş olacaksınız.

Parayı Ön Plana Almamalısınız

Araştırmalar gösteriyor ki ilişkilerde parayı ön plana alan ve para faktörü etkisi altında kalarak evlenen kişiler genel olarak mutlu bir evlilik yaşamıyorlar. Maddi güç mutlu bir evlilik için önemlidir. Ancak maddi anlamda çok güçlü olduğundan bir kişiyle evlenmek sizi duygusal açıdan tatmin etmeyecektir. Tabi ki maddi anlamda çok büyük zorluklar yaşamakta evliliğe hasar verecek derecede ciddi etkilere sahiptir. Çünkü maddi zorlukların kişilerin hayat mücadelesine sebep olmakta ve bunun için de birbirleriyle yaşayamadan maddi sıkıntılarla baş etmek zorunda kalmaktadır.

Eşinizi Önemsemelisiniz

Fikir, zevk ve tercihlerin birebir aynı yolda olması ve bu zevklerin tam anlamıyla örtüşüyor olması çok mükemmel bir ilişkinizin olması demek değildir. Hatta Niven’in araştırmalarına göre fikirleri, zevkleri, tercihleri tam anlamıyla örtüşen çiftler değil, ufak zıtlıklarda olan çiftler daha uzun süreli birliktelik yaşamakla birlikte, daha tutkulu bir ilişki yaşıyorlar. Çünkü zıtlıkların var olmasına rağmen karşındaki kişinin düşüncesine saygı duymak ya da onun için düşünce değiştirmek eşinizi önemsediğinizin en önemli kanıtlarındandır. Bu durum ise tutkuyu artırırken, ilişkiyi güçlendiriyor.

Sorgulamaktan Vazgeçin

Kadın olsun, erkek olsun genel olarak ilişkilerde çiftler birbirlerinin geçmişini sorgularlar. Devamlı eski ilişkileri, eski sevgilileri ve yaşanmışlıkları kurcalarlar. Ancak bu durum mutluluğu getirmez. Aksine devamlı sorgulamanız kafanızda devamlı yeni soru işaretlerinin oluşmasına sebep olacak ve dolayısıyla mutsuz olurken, mutsuz da edeceksiniz. Sizden önce yaşanmış olan, sizden öncedir. Siz sizden sonrasıyla ilgilenmelisiniz. Kendi ilişkinizi sorgulamak, kendi ilişkinizi güçlendirmek yerine eski ilişkileri sorgulamak eşinize eski ilişkisini hatırlatmaya, belki özlemeye sebep olurken, sizin ilişkinize de zarar verecektir.

Kendinize İnanın

Kendinize inanmanız mutlu bir ilişkinin en önemli sırlarının başında gelmektedir. Siz kendinize inanmıyor, kendinizi sevmiyorken başkasının kanatları ardında mutlu olmayı yalnızca onun sizi mutlu etmesini bekleyemezsiniz. Öncelikle kendinize önem vermeli ve kendinize inanmalısınız.

Çevrenizdekilerin Fikirlerini Dinleyin ama Önemsemeyin

İlişkileri en çok bozan üçüncü kişilerdir. Özellikle de en yakın arkadaşlar ilişkilerin adeta uçuruma sürüklenmesine sebep olmaktadır. Ancak çevrenizdekileri yalnızca dinlemelisiniz. Dinlediklerinizi önemseyerek, ciddiye alır ve sorun çıkarırsanız yalnızca kendi ilişkinize zarar vermiş olursunuz. Çevrenizdekiler sizin ilişkide tam anlamıyla ne aradığınızı, önem verdiklerinizin ne olduğunu bilemez. Kendine göre yorum yapar. Sizin için bir erkeğin göbekli olması önemli değildir. Ancak arkadaşınız için önemlidir. Bu da onu kötülemesine sebep olur. Ya da sizin arkadaşınız rahat ve kıskanmayan erkeklerden hoşlanırken, siz kıskanan erkeklerden hoşlanırsınız. Ancak sizin eşinizin kıskanması onun için saçma olduğundan sizin aklınıza çok farklı fikirler sokabilir. Bu nedenle her dinlediğinizi önemsememelisiniz.

Korkularınızın Esiri Olmayın

Bazı kadınların çeşitli korkuları vardır. Bir erkeğin darp etmesinden korkan kadın, ilgisizlikten korkan kadın ya da aldatılmaktan korkan kadın şeklinde çeşitlenebilir. Bunlardan korkmak normaldir. Ancak bu korkuları abartmak özellikle de bu korkularınızdan dolayı devamlı şüphe etmek ve ortada bir şey yokken, ya gelecekte olursa diye tartışmak tamamen saçmadır. Korkularınızın esiri olmamalı, korkularınızı bir kenara bırakmalı ve yalnızca yaşamaya odaklanmalısınız.

İşinizi Eve Taşımayın

İşi eve taşıyan eşler genel olarak eşlerini mutsuz ediyorlar. Çünkü bütün gün işte olan kişi birde eve geldiğinde iş yaptığında birlikte hiç zaman geçirilmemiş oluyor. Birlikte zaman geçirilmemesi ise ilişkinin baştan sona çatırdamasına sebep olan bir etkendir. Bunun için mümkün mertebe işinizi eve taşımamalısınız.

Acılarınızı Unutmalısınız

İlişkilerde en yanlış olan unutmamak yani kin gütmektir. İlişkilerde zaman zaman kopuklukların olması, birbirine zarar verme, mutsuz etme gibi durumların yaşanması gayet normaldir. Ancak bu olaylar sonrasında özrün dilenmesine ve barışılmasına rağmen zihinde bu olayların her zaman yerinin olması ve olayları asla unutmamak her kavgada yaşanmışlıkları, hataları yüze çarpmak ilişkinizi zedeleyecektir. Kötü günleri, yanlışlıkları, mutsuzlukları ve acıları unutmalı, güzel günleri biriktirmelisiniz. Bu sayede hem kendinizi daha mutlu olursunuz. Hem de partnerinizi daha çok mutlu edersiniz.

Mükemmeli Aramayın

Evliliklerin bitmesine, ilişkilerin bitmesine sebep olan en başlı etmen mükemmeliyetçidir. İlişiklerde daha iyisini bulabilirim diye düşünmek ve devamlı bir arayış içinde olmak öncelikle sadakatsizliğe daha sonra da ilişkilerin bitmesine sebep olmaktadır. Daha mükemmelini aramamalısınız. Çünkü mükemmel diye bir şey yoktur. Bir kişinin bir özelliği daha üstünken, diğerinde olan bir özellikte onda yoktur. Önemli olan sizin kalbinizin kimi seçtiğidir. Mantığınızı bir kenara koyun ve hem paralı olsun, hem yakışıklı olsun, hem beni sevsin, el üstünde tutsun, hem düşünceli olsun, hem benim istediklerimi yapsın… Böyle bir şey yok. Öncelikle bunu görmeli ve kalbinizin seçtiği, kendinizi yanında iyi hissettiğiniz bir kişiyle mutlu olmaya çalışmalısınız.





1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Oy, Ortalama puan: 5,00 out of 5)
Loading...

Leave a Reply