Polip nedir, Polip belirtileri tanısı ve tedavisi


nedir: Kalın bağırsak yüzeyini örten tabakanın, anormal şekilde büyümesi neticesinde gelişim gösteren ve bağırsak kanalının içine doğru büyümekte olan kabartılara polip adı verilmektedir. Yazımızda, , polip tanısı ve polip hakkında bilmek isteyeceğiniz tüm bilgileri bir araya getirdik, en çok sorulan ve merak edilen polip hakkında bilgiler vermeye çalışacağız. İşte, detaylar;

Kalın bağırsak hastalıklarından en fazla görüleni poliptir. Erişkin kişilerde %15-20, 50 yaş üzerindeki kişilerde ise %40-50 oranında polip görülmektedir. Bazı polipler sapsız ya da sesil yani düz, bazıları da saplı polip olarak farklı şekillerde oluşabilmektedir. Ortaya çıkan polipler, boyutlarına bağlı olarak sınıflandırılmaktadır. Küçük polipler 5 mm’den küçük olanlar, orta boy polipler 5-10 mm civarında ve büyük polipler de 10 mm’den büyük olanlardır.

Şekil ve boyutuna göre sınıflandırılan polipler, davranış özelliklerine bağlı olarak da sınıflandırılmaktadır. Poliplerin bir kısmı yalnızca bağırsakta bir kabartı olarak ortaya çıkabilirler ve herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Bunlar iyi huylu poliplerdir. Bir kısım polip ise çoğalıp büyürler ve kansere dönüşebilirler. Bunlar da kötü huylu polipler olarak adlandırılırlar.


Polipler tek olarak bulunabileceği gibi, birden fazla sayıda da olabilmektedir. Kalın bağırsakta tek bir polip olanların, diğer bağırsak bölümlerinde de polip görülebilir. Hastaların bir kısmında ise çok sayıda polip görülebilmektedir. Ayrıca bazı hastalarda da binlerce polip oluşabilmektedir.

Polip kimlerde görülür?

Polipler, tüm bireylerde olabileceği gibi herhangi bir yaştaki kişilerde de oluşabilmektedir. Polip olan hastaların %90’dan daha fazlası 40 yaş üzerindekilerdir. 40 yaşından sonraki her 10 yılda polip oluşma riski ikiye katlanmaktadır. Polip oluşmunun yüksek olduğu risk grupları ise şöyledir;


  • Birinci ve ikinci derece akrabalarda veya kendisinde kalın bağırsak kanseri hikayesi ile kalın bağırsak polipi hikayesi,
  • Crohn hastalığı ve ülseratif kolit olanlar,
  • Yumurtalık, meme ve rahim kanseri olanlar,
  • 50 yaş üzerindeki kişiler.

Polip oluşumunda aile hikayesi ve yaş en başta gelen risk faktörü durumundadır. Bunlara ek olarak;

  • Yağlı gıdalarla beslenme ya da hayvansal yağ tüketimi fazla olanlar,
  • Alkol ve sigara kullananlar,
  • Aşırı kilolu olanlar ve spor yapmayanlar da polip oluşumu konusunda risk altındadırlar.

Polip belirtileri nelerdir?

Oluşan polipler, büyük boyutlara gelmedikçe ya da kanserleşmedikçe fazlaca belirti vermemektedirler. Birçok polip, kalın bağırsak radyolojik tetkiki veya kolonoskopi yapılırken rastlantı sonucu bulunmaktadır. Az da olsa, makattan kanama ya da bağırsak tıkanıklığı şeklinde belirti göstermektedir.

  • Makattan kan gelmesi; Makattan gelen kanın miktarı polipin yerleşim yeriyle alakalıdır. Genellikle dışkılama esnasında kanama görülmektedir. Az da olsa hastalar sürekli bir kanama nedeniyle oluşan kansızlık bulgularıyla doktora giderler, çok nadir olarak ciddi kan kayıpları görülmektedir.
  • Mukus akıntısı olması; Kalın bağırsağın son bölümü olan rektumda yerleşmiş olan polipler nedeniyle mukus akıntısı yaşanabilmektedir.
  • Dışkılamada ve bağırsak fonksiyonlarında değişiklik olması; dışkılamada değişiklikler veya bağırsak tıkanıklıkları genellikle poliplerin büyümesi nedeniyle görülebilir. Bazen ishal veya kabızlık atakları da oluşabilmektedir. Ayrıca şişkinlik, karın ağrısı ve gaz şikayetleri de olabilir.

Polipler midir? Kolon polipleri kansere döner mi?

Daha çok iyi huylu olsalar da poliplerin kanser ile olan ilişkisi kesinleşmiştir. Özellikle kalın bağırsak kanseri vakalarının %90’ı polip kaynaklıdır. Ancak her polip için kanser yapar demek yanlış olur. Fakat poliplerde anormal hücre bölünmeleri neticesinde oluşmaktadır. Anormal hücre büyümeleri neticesinde kalın bağırsakta polipler meydana gelmektedir. Oluşan poliplerde uzun süreçte kanser gelişimi yaşanabileceği de unutulmamalıdır. Bu uzun süreç ortalama 8-10 yıl kadardır. Dolayısıyla polipler için kanser öncüsü hastalık denebilir. Poliplerden hangisinin kansere dönüşebileceği patolojik inceleme olmadan belirlenemeyeceğinden, bu poliplerin çıkarılması gerekmektedir. Sonuç olarak kalın bağırsaktaki poliplerin çıkarılması, kalın bağırsak kanserinin önlenebilmesi, erken teşhisi ve tedavisi bakımından çok önemlidir.

Poliplerin kansere dönüşmesini destekleyen bulgular nelerdir?

Tıptaki gelişme ve ilerlemelerin takip edilmesiyle birlikte, daha önceleri yapılan çalışmalar da incelendiğinde kalın bağırsak poliplerinin kansere dönüşümünü destekleyen pek çok veri olduğu görülmektedir. Kalın bağırsak kanserinin polipler nedeniyle geliştiğini gösteren bulgular şöyle;

  • Kansere eşlik eden poliplerin varlığı; Kalın bağırsak kanserinden dolayı ameliyat olanların dokularının incelenmesiyle, kanserli dokudan başka bağırsağın diğer bölümlerinde de polip varlığına rastlanmıştır. Kolon kanseri olanların %50’lik bir kısmında polip eşlik etmektedir.
  • Poliplerin normal seyrinde kanserleşme olması; Poliplerin endoskopik yöntem kullanılarak çıkarılamadığı dönemlerde, polipi olan hastalardaki gelişim doğal seyrine bırakılarak izlenmekteydi. Bu takipte kalın bağırsak poliplerinin doğal seyrinde kanserleştiği görülmüştür.
  • Poliple kanserleşme arasındaki süre 10 yıl kadardır; Poliplerin sıkça görüldüğü toplumlarda en çok görülen yaş ile kolon kanserinin en çok rastlandığı ortamla yaş arasında yaklaşık 10 yıl gibi bir sürenin geçtiği görülmüştür. Geçen süre, polipten kanser gelişiminde gereken süreye uyum göstermektedir.
  • Poliplerin coğrafi dağılımı; Polipler batı toplumlarında daha çok görülürken, Afrikadaki toplumlarda daha az olarak görülür. Poliplerin sıklıkla görüldüğü ülkelerde kolon kanseri çok daha fazla görülürken, az görülen ülkelerde kanser çok daha az rastlanan bir durumdur.
  • Kalın bağırsakta sıkça polip görülen bölümlerinde kanser daha sık görülmektedir; Kalın bağırsakla ince bağırsağın birleşmesinden sonra, karın duvarı bir çerçeve gibi sarılır. Birçok bölümden oluşan kalın bağırsakta, polipler genellikle rektum, kolon ve sigmoid olarak adlandırılan sol kısımda yer alırlar. Kalın bağırsak kanseri de genellikle bu bölümde gelişmektedir.
  • Polipler çıkarılırsa kanser oranı düşmektedir; Önceleri kalın bağırsaktaki poliplerin kansere döndüğü bilinmezdi. Yapılan çalışmalarda endoskopik olarak polipleri alınanlarla, doğal seyrine bırakılan polipler incelendiğinde, polipleri çıkarılanların kansere yakalanma oranlarının düştüğü görülmüştür.
  • Patolojik inceleme; Kalın bağırsak poliplerinin çıkarılmasından sonra gerçekleştirilen mikroskobik doku incelemesinde, aynı polipte hem kanserleşme hem de polip dokusunun olması, kalın bağırsak poliplerinden kanser geliştiği görülmüştür.
  • Genetik benzerlik; Kalın bağırsak poliplerinin çıkarılması sonrasındaki genetik tetkiklerde, poliplerdeki genetik değişikliklerle kanserlerdeki genetik değişikliklerin benzer oldukları görülmüştür.

Her polip kansere dönüşür mü?

Bu sorunun cevabı hayırdır. Kalın bağırsağın iç kısmını döşeyen bez hücrelerini barındıran adenomatöz polipler, kanser öncesi lezyonlar olarak görülür. Bunların hepsi kanserleşmez. Poliplerden hangisinin kanserleşeceğinin anlaşılması amacıyla polip dokusu patolojik olarak incelenmelidir. Bazı polipler daha tehlikeli olabilmektedir. Özellikle büyüklüklerinde artış oldukça, poliplerin üzerinde bulunan tabaka ülserleşme meydana gelmişse, birden çok polip birlikteyse ve kalın bağırsakğın son kısımlarına yerleştiyse, ayrıca ailede polip veya kalın bağırsak kanseri hikayesi de varsa bunlar diğerlerine nazaran daha çok kanserleşme riski taşımaktadırlar.

Poliplerin hangisinde kanserleşme riski daha yüksektir?

Net bir şekilde biliniyor olmasa da bazı poliplerin özellikleri nedeniyle kanserleşme riski artış gösterebilmektedir.

  • Sapsız polipler,
  • Büyük olan polipler,
  • Birden fazla polipin bir arada olması,
  • Polip yüzeyinde kanama, düzensizlik ve kabalaşmanın olması,
  • Kalın bağırsağın solunda makata yakın bölümde poliplerin yerleşmesi kanserleşme riskini arttırmaktadır.

Polip kalıtsal mıdır?

Polip oluşumunda genlerin ilişkisi oldukça karmaşıktır ve kalın bağırsak kanseri gelişiminde kalıtsallık belirli bir oranda aydınlatılabilmiştir. Genler, canlıların bütün özelliklerinin bulunduğu yapıtaşları olup, hücrelerin çekirdeğinde yer alan kromozomların içindeki özel birimler olarak tanımlanır. Genlerdeki biyokimyasal yapı DNA molekülleri tarafından oluşturulmaktadır. DNA molekülleri genleri oluşturmakta, genler de kromozomları meydana getirmektedir. Bu yapıyla hücre hayatı sürdürülmekte ve genetik özellikle döllere aktarılmaktadır.

Genlerin her biri farklı görevler üstlenmektedir. Parmak şeklinden saç rengine, kan gruplarına varana kadar bütün özelliklerin belirlenmesinde ve ortaya çıkmasında rol almaktadır. Genler, kalın bağırsak iç yüzeyindeki tabakanın oluşması ve yenilenmesini de kontrol etmektedir. Kişinin genetik yapısında gelişen olaylar, her 7-10 günde bir yenilenen kalın bağırsak iç yüzeyini örtmekte olan tabakada değişikliklere yol açar. Sonrasında ilk önce erken polip, daha sonra da geç polip ve en son olarak da kalın bağırsak kanseri gelişir.

Poliplerin ve kanserin gelişmesi için birçok genetik olayın olması gerekmektedir. Genetik yapıda meydana gelen değişimler aniden gerçekleşmez. Bir kısmı anne ve babadan kalıtımsal olarak, bir ısmı anne rahminde, bazısı da çevresel etkenlerden dolayı gelişmektedir. Sonucunda ise, kalın bağırsağın yenilenmesi esnasında birden çok genetik olay meydana geldiğinde kalın bağırsak kanseri gelişir.

Kalıtımsal polip hastalıkları

  • Familiyal Adenomatöz Polipozis – FAP (Ailesel Adenomatöz Polipozis); FAP’da ergenlikten itibaren kalın bağırsakta binlere varan sayıda polip görülür. Yerinde ve zamanında müdahalede bulunulmazsa kesinlikle kanser gelişmektedir. Hastalık, anne ve babadan çocuğa geçebildiği gibi herhangi bir kalıtsal durum olmaksızın da gelişebilmektedir. Hastalığın oluşumunun temelinde gen kusuru söz konusudur. Bu hastalığı olanların kalın bağırsaklarında polip olmasının yanı sıra, ince bağırsak ve midede de polip oluşabilmektedir. Onikiparmak bağırsağında yer alan poliplerin kanserleşme olasılığı oldukça yüksektir.
  • MYH – Polipozis (MAP); Bu hastalık da FAP’a benzer bir hastalıktır. Genç yaştaki hastalarda çok sayıda kalın bağırsak polipi görülmektedir. Hastalığa MYH geninde meydana gelen mutasyon yol açmaktadır ve kalın bağırsak kanseri gelişimi yaşanır.
  • HNPCC (LYNCH Sendromu) – Herediter Non Polipozis Kolorektal Kanser; Kalıtsal olarak gelişen kalın bağırsak kanserleri içinde en sık görülenidir. Kalın bağırsakta az sayıda polip meydana gelir ve her zaman polip zemininde kanser gelişmez. Bu hastaların kanser gelişim süreçleri polip kanser sürecinden daha farklı olmaktadır. Ailede 50 yaşından önce kalın bağırsak kanseri hikayesi olanlarda, üç veya daha fazla yakın akrabalarda kanser olanlarda ve üst üste iki nesildir kalın bağırsak kanseri hikayesi olanlar için HNPCC (LYNCH sendromu) düşünülmektedir.
  • Peutz – Jeghers sendromu; Kalın ve ince bağırsaklarda çok sayıda polip olması, ağız içi, dudaklar ve avuç içinde kahverengi lekelerle karakterize bir hastalıktır. Bu hastalıkta polipler oldukça büyük boyutlara gelebilmekte ve bağırsak tıkanıklığına yol açabilmektedir. Bunun sonucunda karın bölgesinde arada sırada kramp benzeri ağrılar oluşabilmektedir. Peutz-Jeghers sendromunda polipler nadiren kanserleşmektedir.

Polipi olan hastaların aile ağacı ne kadar önemlidir?

Polip hastalığında kalıtımsallık oldukça önemlidir. Bundan dolayı, polip hastalarının tümünün aile ağacının ya da soy ağacının incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Kan bağı bulunan kişilerde polip olması ve aile ağacında kalın bağırsak kanserinin belirlenmesi, ailedeki tüm bireylerde polip olma riskini önemli ölçüde arttıran faktörlerdir. Dolayısıyla, aile ağacında kalın bağırsak polipi ya da kalın bağırsak kanseri hikayesi varsa, bu durumun mutlaka doktora iletilmesi ve buna bağlı olarak takiplerini yaptırmaları gerekir.

Polip tanısı

Genellikle polipler bir belirti veya bulgu göstermediklerinden dolayı, daha çok başka sebeplerden ötürü gerçekleştirilen tetkikler sırasında tesadüfi veya risk grubunda yer alan hastalarda yapılan tarama testlerinde tanı konulur.

Polipin kesin tanısı doğrudan bir endoskop tarafından konulduğu gibi, kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakanın tetkikinde veya ilaçlı kalın bağırsak filmi çekildiğinde konulmaktadır.

Polip tanısında yapılan testler
  • Dışkıda gizli kan testi; Polipler ve kalın bağırsak kanseri tanısında kullanılan bu yöntemle, dışkıda çok az miktarda olan kanın tespiti gerçekleştirilir ve dışkıda gizli kan testi adı verilir.
  • Kolonoskopi / Sigmoidoskopi; Poliplerin ve kalın bağırsak kanserinin belirlenebilmesi amacıyla ileri görüntüleme yöntemlerinden faydalanılmalıdır. İçi boşaltılmış organların iç yüzeyini örten tabakayı bir alet vasıtasıyla doğrudan göz ile incelenmesi endoskopidir.

Kalın bağırsağın en son 60 cm’lik bölümünün incelenmesine imkan veren cihaz olan fleksibl Sigmoidoskopi, kalın bağırsaktaki tabakanın incelenmesine imkan sağlar. İncelenen bölge polip ve kanserin en çok rastalndığı yerdir.

Kalın bağırsağın öndeki bölümlerinde polip olma olasılığı varsa, daha uzun bir cihaz kullanılarak inceleme gerçekleştirilir. Bu işleme de kolonoskopi adı verilir. Bu her iki cihaz da tanılama, biyopsi ve poliplerin çıkarılması amacıyla kullanılabilmektedir.

  • Çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi – Bağısak filmi; Kalın bağırsağın iç yüzeyini öretmekte olan tabaka, ilaçlı bağırsak filmi ile değerlendirilir. Bu yöntem, kanser ve polip tespitinde hemen hemen kolonoskopi kadar etkilidir.
  • Dışkıda genetik tetkik ve sanal kolonoskopi; Kalın bağırsağın bilgisayarlı tomografi cigazı ile taranması işlemi sanal kolonoskopi olarak adlandırılmaktadır. Tarama amaçlı kullanılan bu yöntem yeni bir uygulamadır ve henüz daha deneme aşamasındadır.
Poliplerin tedavisi –

Poliplerle kalın bağırsak kanseri net bir ilişki içindedir. Bundan dolayı, poliplerin hangisinin kanserleşme eğiliminde olduğu bilinemeyeceğinden tamamının çıkarılması önerilmektedir. Kolonoskopi kullanılarak gerçekleştirilen muayenelerde rastlanan polipler bu sırada alınabilir. Daha yaygın polipler ise, farklı tedavi yöntemleri gerektirebilmektedir. Bazı polipler için de ameliyatla çıkarma işlemi yapılır.

Polipektomi:

Poliplerin endoskopi ile çıkarılması işlemine polipektomi adı verilmektedir. Polip, endoskopide özel bazı aletlerle çıkarılır ve çıkarılan her polip için doku incelemesi yapılır. Geniş poliplerde farklı çıkarma yöntemleri gerekli olabilmektedir. Bazı polipler de büyüklükleri ve sayıları nedeniyle endoskopiyle çıkarılamadığı için ameliyat ile çıkarılmaları gerekmektedir. Poliplerin polipektomi ile çıkarılması, kalın bağırsak kanseri gelişimini engellemektedir. Dolayısıyla, kalın bağırsak kanseri önlenebilir bir kanser türüdür.

Polipler tekrar oluşur mu?

Evet, polipler yeniden oluşabilmektedir. Polip oluşmasındaki etkenler, kalın bağırsağın başka yerlerinde de etki gösterdiği için tekrardan polip oluşabilir. Ayrıca polip çıkarılarak alındıktan sonra bile aynı yerde nüksedebilmektedir. Dolayısıyla hastaların tedaviden sonra belirli aralıklarla kontroller yaptırmaları gerekir.

Kalın bağırsak kanseri neden önlenebilir bir kanser türüdür?

Polipler daha çok iyi huylu olsalarda, kalın bağırsak kanseriyle olan ilişkisi kesindir. Kanserlerin yaklaşık %90’ı polip zemininde gelişmektedir. Polipektomi ile çıkarıldıklarında kalın bağırsak kanseri gelişimi önlenebilmektedir.

Kalın bağırsak poliplerinden ve kanserden korunmak mümkün mü?

Kalın bağırsak kanserinin oluşma riskini düşüren bazı aşamalar vardır. Bunlardan biri kolonoskopidir. Bu işlem sayesinde kanser öncüsü polipler çıkarılmaktadır. Netleşmemiş olsa da kolorektal kanserden korunmada ise yapılan diyetin önemli bir rol aldığı yönünde kanıtlar bulunmaktadır. Özellikle posa yönünden zengin ve yağ bakımından fakir bir diyet kolorektal kanserden korunmaya yardımcı olmaktadır. Hastalığa yakalanma riskinin alamasına yardımcı noktalar ise şöyledir;

  • Egzersiz yapmak; Düzenli şekilde egzersiz yapan kişilerde, kalın bağırsak kanseri de dahil pek çok kanserin gelişme olasılığı düşmektedir. Haftalık olarak 5 gün 30-30 dakika kadar günlük 150 kalori yakmaya imkan verecek egzersizlerin mutlaka yapılması gerekmektedir.
  • Fazla kiloları atmak; Aşırı alınan kilolar kişide kanser riskini daha da arttırır.
  • Sigara içmemek; Sigara kullanımı başta akciğer kanseri olmak üzere, kalın bağırsak kanseri riskinin artmasında da önemli bir rol üstlenmektedir.
  • Aşırı alkol almamak; Alkolün kalın bağırsak kanseri riskini arttıran etkisi olduğu bilinmektedir. Alkol tüketiminin mümkün olduğu oranda azaltılması hatta mümkünse kullanılmaması gerekir.
  • Sağlıklı beslenme; Beslenme alışkanlıkları da kanserin önlenmesinde etki etmektedir. Bol lifli yani posalı ve az yağ içeren besinlerin tüketilmesi oldukça önemlidir. Ayrıca kalsiyum bakımından zengin olan gıdaların tüketilmesi de fayda sağlar. Özellikle brokoli, peynir ve süt gibi gıdaların bol miktarda tüketilmesi gerekmektedir.
  • Aspirin kullanmak; Aspirinin düşük dozlarda kullanılmasının, polip gelişiminin azalmasında katkı sağladığı yönünde bazı çalışmalar bulunmaktadır.

Sıraladığımız korunma yöntemleri, kalın bağırsak poliplerinin ve kanserin gelişimini kesin olarak öneleyemez. Ancak bu kurallara uygun olarak hareket edilmesi sayesinde polip ve kanser gelişim oranlarında bir düşme sağlanabilir. Riskli gruptaki bireylerin, bir şikayetleri olmasa bile mutlaka taramalarını yaptırmaları gerekmektedir.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Bu yazıyı oyla)
Loading...



Konu hakkında yorum yap veya soru sor