Rife Frekansları ile Kanser Tedavisi

doctor rife

Rife Frekansları ile : S.C.I.O.’nun aynı zamanda “Rife Frekansları” ile KANSER teşhis ve tedavisini başarıyla gerçekleştirebilen bir cihaz olduğunu biliyor muydunuz?

Geçtiğimiz yüzyılın en büyük dahilerinden biri… Kansere çare bulan adam: Dr. Royal Raymond Rife

1888 doğumlu Dr. Royal Raymond Rife 20. yüzyılın en büyük dahilerinden biriydi. 1920’de kanser tedavisi araştırmalarına başladı ve 1932’de kanser virüsünü izole etti. Laboratuar kültüründe onu nasıl yok edeceğini öğrendi ve hayvanlar üzerinde tedavi çalışmalarına eğildi. 1934’te bir klinik açtı ve 16 hastanın 16’sını da üç ay içerisinde tedavi etti. Amerika’nın en çok saygı duyulan araştırmacılarının yanında, “Southhern California (GüneyKaliforniya)”nın önde gelen hekimleriyle birlikte çalıştı, immün sistemin kendisini tamir etmesine izin vererek, kanser virüsünü hastalar üzerinde elektronik bir şekilde yok etmeyi başarabildi. Güney Kaliforniya Üniversitesi yıllar önce, ölümcül hastalıklar üzerindeki bu elektronik tedavi şeklini değerlendirmek amacıyla bir Tıbbi Araştırma (SpecialMedical Research) ekibine sponsorluk yaptı. 130 gün sonra her hasta hiçbir yan etkiye maruz kalmaksızın iyileştirildi.

Güney Kaliforniya adına değerlendirmede bulunan tıp ekibi arasında şu isimler mevcuttu: Rufus Klein-Schmidt (Başkan,Güney Kaliforniya Üniv.), Milbank Johnson (Güney Kaliforniya’ın sonraki başkanı, AMA), Arthur Kendall (Kuzeybatı Tıp Okulu, müdür), EdwardKopps (Metabolik Klinik, La Jolla), George Fischer (Çocuk Hastanesi, NY), Karl Meyer (Hooper Found, SanFrancisco), Whalen Morrison (Baş cerrah,Sta. Fe Railway), George Dock. Royal Raymond Rife, tarihin belki de en parlak ve kalıcı bilim adamıydı. Teknolojinin olmadığı bir yerde, Rife onu geliştirdi: mikromanipülatör, mikro- parçalayıcı ve heterodin ultaviyole mikroskoplar… Bilimsel keşifleri dolayısıyla 14 madalya ve Heidelberg Üniversitesi tarafından bir tıbbi derece (onur) ile ödüllendirildi. Çalışmaları, mesela 5,682 parçadan oluşan Evrensel Mikroskobu, Henry Timken gibi milyonerler tarafından finanse edildi.

Bu muhteşem mikroskop sayesinde virüsleri gerçek olarak gören ilk insan oldu. Yaklaşık 20,000 başarısız girişimin ardından Rife, “Cryptocides primordiales”olarak isimlendirdiği insan kanser virüsünü izole ederek tanımladı. 400 laboratuar faresine bu virüsü inoküle ederek, 400’ünde de tümör oluşturdu ve kendi ekipmanlarını kullanarak elektronik yöntemlerle her birini eritmeyi başardı. Bunların hepsi “The Cancer Cure ThatWorked” (Kanserin İyileştirilmesi) isimli yapıtta toplanmıştır.

Rife, bu teknolojiyi, zamanının “tedavi edilemez” hastalıkları üzerinde de kullandı.Kendi ekipmanlarını inşa etti, her birini özenle hassas enerjetik sinyallerle özgül bir biçimde analiz etti. Çünkü virüsler ve ufak bakteriler Rife’in Evrensel Mikroskobu ile ışık aracılığıyla(boyalarla değil) canlı olarak gözle incelenebiliyorlardı. Rife,hassas radyo ve ışık frekanslarını veya “iyileştirici dalga formları” nı kullanarak bu ölümcül patojenleri mikroskop altında öldürmeyi başardı. Hastalık yapıcı organizmaların kendilerine ait, yüksek derecede özgül, elektromanyetik titreşim modellerinin ortaya çıkarılması ile, Rife milyonlarcasını (spesifik olarak, diğer türlere zarar vermeksizin) öldürmeyi başardı. Peki bu nasıl olabilir? Her biyokimyasal bileşen kendi belirgin titreşim modelinde salınıma sahiptir.Bundan dolayı, yaşayan her organizma,özgül bir elektromanyetik sinyale sahiptir. Bu özgül modeller genetiksel olarak belirlenir ve bu nedenle her tür, diğer bir türden farklılık gösterir.
Onlarca yıl sonra, Rife bu modelleri (özgül frekansları) izole etti ve çeşitli şekillerde düzenleyerek mikropları öldürmekte kullandı. Yalnızca bir şarap bardağı özel frekanslarla parçalanabilir. Dolayısıyla Rife’ın frekansları, yalnız belirli salınım (titreşim) modelleri ile uyuşan hastalık yapıcı organizmaları hedef alıyordu.
Bu nedenle, Rife’ın yöntemi hiçbir yan etkisi olmayan bilinen antimikrobiyal terapilerden bir tanesidir. Fakat ne yazık ki, Rife’ın bilimsel teorileri ve metodları, ortodoksin bakış açısı ile çatışma içerisine girdi. Sonradan Amerikan Tıp Derneği (AMA)’in başkanı olan, Morris Fishbein, bulgularını kendi şirketi lehine kullanmak istedi. Rife bunu reddedince araştırma çalışmaları durduruldu ve Barry Lynes’ın “Kanserin İyileştirilmesi, Elli Yıllık Örtbas” isimli kitabında anlattığı gibi hasıraltı edilmeye çalışıldı. Ve yakın zamanlara kadar hiçbir şey değişmedi.

Son 50 yıl içerisinde ilaç sektörünü bulguları ile rahatsız eden yalnızca tanınmış birkaç bilim insanı mevcuttu: Dr Revici’nin çalışması beslenme ve kanser, Dr. Burzynski ve Dr. Burton kanser ve immun terapi üzerine çalışmalar yaptılar. Dr. Livingston tavuk etinde kanser patojenlerini keşfetti. W.F. Koch ve Glover banyo tedavisi üzerine bir yöntem geliştirdiler. Coley’s ve Lincoln kanser aşısı geliştirdiler. İki Fransız bilim adamı Priore ve Naessens da bunlara dahildi. Bu elektronik tedavi şekli yıllarca gizli tutuldu. Rife’in laboratuar asistanı, John Crane kendisini halka adadı. Frekans dağılımının deri aracılığıyla gerçekleştirilmesinin, iyi bir dielektrik (yalıtkan) olarak bilinen hava aracılığıyla gerçekleştirilmesinden daha etkin bir yayılım sağladığı sonucuna vardı. Teorisi doğruydu. Deriden uygulanan stimülatörleri geliştirdi. Bu amaçla basit frekans üreteçlerini kullandı. Bu cihazlar yaşadığımız son yıllarda tekrar kullanılmaya başlandı ve eskiden olduğu gibi tekrar mevcut, ulaşılabilir ve piyasada önemli bir yere sahipler.

EVRENSEL PRİZMATİK MİKROSKOP
5,682 parçadan oluşan mikroskop 100,000 çap çözünürlük düzeyine ulaşabilmekteydi. Rife’in icadı bir heterodin ultraviyole mikroskop, bir mikrodağıtıcı ve bir mikromanipülatör içermekteydi. Rife’in başarılarını en ince ayrıntılarına kadar anladığınız vakit, onun insanlık tarihinin en yetenekli, çok yönlü ve bilimsel mantığa sahip kişisi olduğuna karar vereceksinizdir.

1920’de virüsleri gözleyebilen dünyanın ilk mikroskobunu inşa etti. 1933’te bunu daha da mükemmelleştirerek olağanüstü komplekslikteki, 6,000 parçadan oluşan ve objeyi normal ölçütlerinden 60,000 kez büyütebilen Evrensel Mikroskobu geliştirdi. Rife bu olağanüstü mikroskopla canlı virüsleri gerçek olarak gözleyebilen ilk kişi oldu ve çok yakın zamanlara kadar Evrensel Mikroskop da canlı virüsleri gözleyebilen tek mikroskop idi.
Modern elektron mikroskopları altında incelediği her şeyi öldürmekte, ancak mumyalanmış (başka bileşenlerce üstü kaplanmış) ölü kalıntıları ve enkazı inceleyebilmektedir. Rife’ın mikroskobu ise, çevresel değişikliklerle değişen formlarda uyum sağlama, karsinojenlere cevaben kendilerini hızla replike edebilme (kopyalama) ve normal hücrelerin tümör hücrelerine dönüşümü gibi virüslerin yaşam etkinliklerini canlı olarak inceleyebiliyordu.

Fakat, tıp ve elektronik bilimin hala değişip evrim geçirebildiği bir çağda Rife bunu nasıl başarabilmişti? Kuşkucuları yatıştırmak amacıyla burada birkaç teknik detaya değinmek istiyoruz… Rife her mikrop için spesifik olan dar bir spektroskop aralığı kullanarak, hassas bir şekilde spektroskobik sinyallerini tanımladı. Daha sonra, ele alınacak mikroorganizmalar üzerine kuartz prizma bloğunu yavaşça çevirerek tek dalga boylu ışık odakladı. Belli bir dalga boyu seçildi, çünkü moleküller ve dolayısıyla mikroplar sahip oldukları sahip belli ve ayırtedilebilir bir frekansta (sinyalde) titreşim özelliğine sahiptirler. Atomlar, birleşerek molekül oluşturdukları vakit, sahip oldukları moleküler konfigürasyonları, spesifik elektromanyetik frekansları yayıp absorbe edebilen belli kovalent enerji bağına sahiptirler. Bir molekül farklı iki enerjik sinyale veya elektromanyetik titreşime sahip olamaz.

Tıpkı iki okyanus dalgasının birleşerek şiddetlenmesi gibi, rezonans da ışığı yükseltgemektedir.Belli bir rezonans dalga boyunun kullanılmasının bir sonucu olarak, kendi spektroskobik rezonans frekansına sahip sinyaller, görünür beyaz ışık içerisinde görünmeyen mikroorganizmaları aniden parlak bir ışık yayarak görünür hale getirmektedir. Rife, böylece, görünemeyen mikroorganizmaları, doku kültürleri üzerinde aktif olarak izleyebiliyordu. Kimsenin geleneksel mikroskoplarla başaramadığı bu şeyi, Rife geliştirdiği bu yöntem ile gözleyebiliyordu. Evrensel Mikroskopla, yalnızca ultraviyole ışık altında mikroorganizmaların %75’inden fazlası görünür hale getirilebiliyordu.

Fakat ultraviyole ışık insan görüş frekans aralığının dışında bulunmakta ve gözle görülememektedir. Rife’ın parlak düşünceleri, ona bu sınırlamaları, ilk radyo yayınlarındaki kullanımıyla iyi bilinen, heterodinlerle aşma imkanı verdi. Mikropların spektral sinyali ile rezonanse olabilen, aynı ultraviole ışık frekansının iki farklı dalga boyu ile mikropları (genellikle virüs ve bakterileri) aydınlattı. Bu iki dalga boyu kaynaştıkları yerde bir girişim (interference) oluşturuyorlardı. Bu girişim ise gerçekte, üçüncü ve elektromanyetik spektrumun görünür bölgesinde yer alan daha uzun bir dalga boyuna sahip yeni bir dalga oluşturuyordu. Bu yöntem Rife’ı elektron mikroskoplarının dahi ulaşamadığı bir verimle mikropları öldürmeksizin canlı olarak görünür hale getirebilmesine imkân sağlıyordu. Rife, 1930’lara kadar meslektaşlarının oldukça önünde bir çizgide ilerledi, SanDiego’daki Rife’ın laboratuarına hiçbir şekilde uğramaksızın bu Virüs Mikroskobunu görmemezlikten gelerek anlayamadılar. Ve nitekim birçoğu tam olarak bunu yaptı.

Tıp bilimi ilerlemesine devam ederse eğer, Royal Rife, tarihin en büyük tıp dehası olarak bir gün kabul edilecektir. 1920’de Royal Rife dünyanın en güçlü mikroskobunu (farklı bir tasarımla oluşturduğu) kullanarak kanser virüsünü tanımladı, kültüre aldı (tuzlu domuz eti, en iyi büyüme ortamı) ve sıçanlara enjekte etti. Bu enjeksiyonlar sıçanların her birinde (400 sıçanın hepsinde de) kanser oluşturdu. Daha sonra elektromanyetik enerji frekansını kullanarak kansere neden olan bu virüsleri enerji alanı içerisinde imha etmeyi başarabildi.

Oluşturduğu, enerji alanı yayan bir cihaz ile içerisinde yaklaşık 3 metre uzaklıkta oturan hastaların bedenlerindeki kanser virüslerini başarılı bir şekilde yok etti. 1934’de Güney Kaliforniya Üniversitesi Rife’ı 16 ölümcül kanser hastasını Pasadena Vilayet Hastanesinden onun SanDiego’daki laboratuarına getirmesi ve klinik muameleye alması için Özel Tıp Araştırma Komitesi’ne atadı. Doktor vePatologlardan oluşan bir grup, hastaları 90 günden daha fazla yaşayıp yaşamayacaklarını incelemek üzere, ele alması için ona devrettiler. Komite, 14 hastanın 3 ay içerisinde tamamen iyileştiği sonucuna vardı. Kalan 2 hastanın ise ilerleyen 4 hafta içerisinde sağlıklarına kavuştuklarını belirledi. 31 Kasım 1931’deDr. Milbank Johnson’un malikânesinde Pasadena’da “Bütün Hastalıkların Sonu”isimli bir resmi yemek eşliğinde, kırk dördüncü, en çok saygı duyulan ulusal tıbbi bir makam ile Royal Rife ödüle layık görüldü.

Fakat 1939’da bu ünlü doktor ve bilim adamlarının hiç birisi Rife’ı terk ederek onunla bir daha görüşmediler. Bu tamamen ilaç şirketlerinin onların üzerindeki baskılarından kaynaklanıyordu. “Baskı”sözcüğünü kullanmak, onu anlatmak için iyi bir yoldur. 1934’te bir akşam basın toplantısında onun kanser terapisinin sonuçlarını duyuran Güney Kaliforniya Tıp Derneği (AMA)’nin kurucusu Dr. Milbank Johnson ölümcül bir şekilde zehirlenerek öldürüldü ve raporları “kayıplara karıştı”. Ayrıca Rife’ın ekipmanlarını, MorrisFishbein tarafından ilaç şirketleri adına satın alma girişimleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Rife’ın laboratuarları kundaklanarak ve sabote edilerek yok edildi. Onun çalışmalarını yedekleyen Dr. Nemesis, araştırma raporlarını yok eden ateş ile birlikte gizemli bir şekilde öldürüldü. Benzer bir ateş, Rife’ın araştırmalarını onaylayan, Burnett Laboratuarını da yok etti. Royal Raymond Rife’ın kendisi de 1971 yılında Grossmont Hastanesi’nde “kazara” yüksek dozdavalyum ve alkol zehirlenmesi nedeniyle yaşamını yitirdi.

1934’teki USC çalışmasına katılan insanların isimleri şunlardır: Kuzeybatı TıpOkulu Müdürü Arthur Kendall, USC Başkanı Rufus Klein-Schmidt, Milbank Johnson, La Jolla’daki Metabolik Klinik’ten Edward Kopps, NY Çocuk Hastanesinden George Fischer, SanFrancisco’daki Hooper Kurumu’dan KurtMeyer ve Santa Fe Railway’den BaşCerrah Whalen Morisson. USC’de Klinik Tıp ve Fizyoloji Profesörü, ve Özel TıpAraştırma Komitesi Müdürü Dr. Milbank Johnson 10 yıldır Rife’ın terapi yöntemlerinden yararlanarak kendi kanser kliniğini işletmektedir. Orada kanseri yürürlükten kaldıran birçok durumu belgeleyebilmiştir.

1950’lerin sonlarına doğru bağımsız doktor ve laboratuarlar (New York’daki Presbyterian Hastanesi de bunların arasındadır), Rife’ın çalışmalarından bağımsız olarak, “kanserin yalnız lokalize olmuş bir tümörden ibaret olmadığı”nı ileri sürerek, kanser hastalığının bulaşıcı bir viral hastalık olduğunu gösteren kanıtlar sundular. Kandaki bir organizmadan kaynaklanan genel bir hastalık olarak betimlediler. Yeteri kadar toksik kimyasal bir kirlenme, sağlıksız bir yaşam ortamı ve oksijenden yoksun bir kan denklemi dışında, herkesin yapısında sahip olduğu bu virüs genellikle tümör oluşumuna yol açmamaktadır. (Linda McCartney gibi sağlıklı bir yaşam sürüp de kanserden ölen istisnalar olsa da.) Fakat biz, sağlıklı bir yaşam biçimi ile birlikte kanserli hücre oluşumuna yol açan virüslerin temizlenmesini ve detoksifiye edilmesinide çok yardımcı olarak buluyoruz.

KAYNAKLAR
[1] Royal Rife Story,www.rifefrequency.net/rifestory2.html
[2] rifevideos.com
[3] alb.ro
[4] rifefrequency.net
[5]medicaltruth.com/rife/RoyalRife.html
[6]http://www.rocklintoday.com/news/templates/alternative_medicine.asp?articleid=4044&zoneid=55
[7]www.whale.to/v/naessens.html
[8]www.rifeenergymedicine.com/AppAH.html





1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 Oy, Ortalama puan: 5,00 out of 5)
Loading...

Leave a Reply