İntiharı önleme ve intihar edenlerin ortak özellikleri


İntiharı önleme ve intihar edenlerin ortak özellikleri: Psikiyatride en başta gelen ölüm nedeni intihardır. İntihar, kişinin istemli bir şekilde hayatına son vermesi ve kendi özbenliğine karşı yönelmiş olan bir saldırganlık halidir. Yazımızda, intihar ve intiharı önleme çalışmaları ile ilgili bilgiler paylaşacağız. İşte, detaylar;

İntihar eylemi, aşırı stresli yaşam şartlarına tepki gösteren kişilerden, çok ağır bir ruhsal sorunu olan kişilere kadar geniş bir yelpazede görülebilir. İntihar eden birey sadece ölme isteği güdebileceği gibi, bu eylemiyle bir şekilde umutsuzluğunu ve acısını ifade etmek de isteyebilmektedir.

İntihar kişiyi, ailesini, çevresini ve toplumu derinden sarsan etkilere yol açan çok önemli bir sorundur. Dünya genelinde önemli bir problem olarak görülen intihar eylemleri, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından acilen ele alınması gereken sorunlardan biri olarak tanımlanmıştır. Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon insan intihar ederek hayatına son vermektedir.

Tarih boyunca intihar etmek yargılanan bir konu olarak gündeme gelmiştir. Bazı toplumlarda intihar suç olarak addedilmiş ve cezalandırılmıştır. Günümüzde ise, kimsenin başka birisinin hayatına karışma hakkı olmadığı ile ilgili ve kişinin ne zaman ve nasıl ölmek istediğine karar verme hakkı olmasıyla alakalı tartışmalar devam etmektedir. İntihar etmeyi rasyonel bir davranış şekli olarak göremeyiz. Aşırı yoğun stres altındaki kişilerin kendileri ile ilgili akılcı ve sağlıklı bir değerlendirme yapamayacakları çok açıktır. Bu tür insanlar, sorunların baskısı altında kendilerini çıkışı bulunmayan bir tünelde görmekte ve intihar etmeyi tek çıkış yolu olarak görme eğiliminde olmaktadırlar. Birey intihar yolunu izlemede kendisini mecbur hisseder. Ancak bu şekilde sorunlarından, şanssızlıklarından ve acılarından kurtulabileceğini düşünür. Halbuki çok fazla yolu bulunmaktadır. Burada intihar etmeyi düşünen kişiye alternatif çıkışları ve izlemesi gereken yolları birinin göstermesi gerekmektedir. Kişinin kendisini nasıl ve ne zaman öldüreceğine karar verme hakkı var denmesi, insanlık olarak bu konuda hiçbir sorunluluk almamak manasına gelmektedir. Bu düşünce şekli hiç de insanca bir yaklaşım değildir. Ayrıca depresyonun intiharlardaki ağırlığı düşünüldüğünde, tedavi edilebildiğinden bu yaklaşımın insanlık dışı ve bir cinayet olarak düşünülmesi gerekir.

İntihar psikolojik, sosyolojik ve biyolojik temellere sahip çok karmaşık bir insan davranışı olarak görülür. İntiharın gerçekleşmesindeki öne çıkan etkenler; psikiyatrik sorunlar, sosyal öğrenme ve durumsal yaşam krizleri olarak sıralanabilir.

Psikiyatrik rahatsızlıklardan biri olan depresyonun intiharla olan ilişkisi oldukça fazladır. Günümüzde depresyon çok sıklıkla rastladığımız bir hastalıktır, ancak bir çok kişi depresyon belirtilerini teknolojik gelişmelere, bireyselleşmeye, rutin hayat koşuşturmasının spontan bir sonucu olduğuna bağlamaktadır. Depresyon halini anlayamadıkları için de bir ruh sağlığı uzmanına görünmeyi düşünmezler. Bütün bu nedenlere bağlı olarak da depresyon tedavisi yapılmamakta ve kronik bir duruma gelmektedir.

Depresyonu olan kişi kendisiyle birlikte geleceğini ve dünyayı olumsuz bir şekilde görmektedir. Umutsuzluk ise, intihar sürecinin başlamasına neden olan ve bunu devam ettiren çok önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Umutsuzluk, yaşamdan ümidi kesmek ve yaşamak istenmemesi, her daim depresyonun veya intiharın belirtileri olarak görülmez. Bunlar gelip geçici be kısa süreli olabilmektedir. Ancak uzun süreli olduğunda ve çok şiddetli olarak intihar etme düşüncesi içinde olunduğunda çok önemli belirtiler olarak düşünülmesi gerekmektedir.

İntihar etme düşüncesi, yaklaşan bir tehlikenin, ruhsal dengesizliğin ve çok ciddi bir krizin habercisi olarak görülmelidir. Bu aşamada destek alınmadığında kişi plan ve tasarlamalar yapmakta, genellikle de intiharla neticelenmektedir. Yapılan çalışmalarda ise, depresyonun psikiyatrik rahatsızlığı olan kişilere göre intihar etme olasılığını 3-12 kat arttırdığı görülmektedir. Depresyondan başka, ilaç ve alkolün kötüye kullanımının olması, organik beyin sendromu veya şizofreni teşhisi intihar eylemlerinde diğer risk faktörleri olarak öne çıkmaktadır.

İntiharın genel özellikleri nelerdir?

  • Kişiyi intihara sürükleyen şey yaşanan ruhsal acılardır. İntihar etmek acılardan kurtulmanın bir yolu ve bir çözümü gibi görünür.
  • Bireyin psikolojik ihtiyaçlarının engellenmesi de intihara sürükleyen bir sebeptir. Güven, dostluk, korunma ve başarı konusundaki ihtiyaçlar hayatın oldukça önemli unsurlarıdır. Kişinin kariyerinde, sosyal yaşantısında veya iş yaşantısında meydana gelen olumsuzluk ya da engelleme, kişinin birey olarak kendisini tehdit eden bir olgu şeklinde düşünülebilir ve intihar bir çözüm olarak görülür.
  • İntihar davranışlarında her zaman bir çözüm arayışı bulunmaktadır. İçinde bulunulan durumdan nasıl kurtulabilirimin yanıtı bulunamadığında intihar etme gündeme gelmektedir.
  • İntihar eylemindeki en temel duygu durumu umutsuzluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Temeldeki umutsuzluk ve kendisine kimsenin yardım edemeyeceği duygusu vardır.
  • Ruhsal yaşamın gerçekleri kesinlikle Aristo mantığıyla uyuşmamaktadır ve bu intiharda da görülmektedir. İnsan intihara hazırlanırken ya da girişimde bulunurken diğer yandan yardım talebinde de bulunmaktadır.
  • İntihar vakalarının yaklaşık %80’inde intihar kararının aileye, yakınlara ve dostlara bir şekilde bildirildiği görülür. Bu bildirim genellikle kısa ve açık notlar, veda mektupları gibi olabilmektedir. Kişide sıkça intihar düşüncesini dile getirme, umutsuzluklarından bahsetme, davranış biçiminde beklenmedik değişiklikler intihar konusunda çok önemli göstergelerdir. Kısaca intihar etmekten bahsetmek, intiharın habercisi olarak görülebilir.

İntiharı önleme çalışmalarındaki temel ilkeler:

  • İntihar eyleminin farklı boyutlarına açıklık getirmek için gereken çalışmaların yapılması,
  • Yapılan çalışmalardan çıkarılan sonuçların açıklanarak bu alanda çalışma yapan profesyonellerin yönlendirilmesi,
  • Öğretmen, polis ve cankurtaran gibi görevlilerin günlük iş hayatlarında intihar etme riski olan biriyle karşılaşma olasılığından dolayı bu kişilerin bilgilendirilmesi,
  • İntihar vakaları konusunda sağlık sektöründe çalışan profesyonellerin eğitilmesi,
  • Kriz geçiren ve intihar girişimi gerçekleştirmiş olan bireylere gereken psikososyal bakımların yapılması.

Sıraladığımız bu ilkelerin yanı sıra, intiharı önleme konusunda bazı konulara da dikkat edilmesi gerekmektedir. Bunlar ateşli silahların elde edilme yollarının kontrol altına alınması ve eczanelerden ilaç alımının sınırlandırılması ve gereken düzenlemelerin yapılması olarak düşünülebilir. Çünkü intihar etmek isteyen kişiler en kolay ulaşabileceği yöntemlerle intihara kalkışmaktadır.

Bunlara ek olarak intiharı önleme çalışmaları için medya işbirliği de çok önemlidir. Gazete, TV, radyo ve internet ortamlarında ulaşılabilen intihar hikayelerinin insanları intihara özendirdiği bilinmektedir. Bu tür hikayeler yayınlandıktan sonra intihar vakalarında artış görülmektedir. İntihar artış oranı gençler arasında daha fazladır. Bu anlamda intiharın özendirilmemesi amacıyla medyanın kendi özdenetimini sıkılaştırması, intiharı romantize eden davranışlardan kaçınmaları, özellikle dizilerle intihara karşı mesajların verilmesi olumlu sonuçlar doğurabilecektir.

İntiharın önlenmesine yönelik çalışmaların devlet koordinasyonunda okul, aile, işyerleri ve diğer kuruluşlar düzeyinde planlı ve programlı bir şekilde yürütülmesi çok büyük fayda sağlayacaktır.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Bu yazıyı oyla)
Loading...



Konu hakkında yorum yap veya soru sor